Her zaman söylerim, kırdığının farkında olmayan insanları sevmeyin, onlar yalnızca üzmeyi bilir, sevmeyi değil.
Bir insan kendi yaptıklarını görmezden gelip, sürekli sizin kusurlarınıza odaklanıp ve devamlı eksikliklerinizi dillendiriyorsa o
insana tokat gibi vereceğiniz tek cevap, onu yokluğunuzla terbiye
etmektir. Bu en güzel cevap olur ona. İnsanın vicdan terazisi her
zaman eşit olmalı. Sadece kendini düşünüp karşısındakini darda
bırakmaya yoktur hakkı. O kalbin alınırsa ahi, sonra sormazlar mı
bunun hesabını?
Tamam insan kendini de düşünmeli ama karşısındakini zor
durumda bırakacak şekilde değil. Kendini düşünme sınırının
bencillik boyutuna geçmesine asla müsaade etmemeli. Ne yazık ki gördüğüm herkes bencilliklerinin içinde boğulurken, bir de kendilerini haklı görme ve savunma çabaları var. İşte tam da bu durumda yorum yapacak bir şey yok.
Geçmişinizde hak etmediğiniz acıları yaşamış olabilirsiniz.
Hayatınıza aldığınız insanlar konusunda yanlış seçimler yapmış olmanızın faturasını diğer insanlara kesmeyin. İncinseniz de incitmeyin. Kırıldınız diye kırmak yerine, sevmek istediğiniz kalbin üzerine titreyin.
Ufak önlemler alın, acı çektiniz diye gidip duygularına sadık olan İnsanın ahım almayın.
Peygamberimizin sözünü size hatırlatayım: “Umut verip güven aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını iki dünyada da veremezsin.”



Kalbinizi veremeyeceğiniz insanlara umut vermeyin

Edebiýat, Arzuwum tarapyndan 3 years ago
Teswir ýazmak üçin Içeri gir